Chat, Chat Sitesi, Chat Siteleri, Sohbet Siteleri

Futbol Benim Hayatım…

futbol hayatım      Bugün sizlere futbol ve futbolda defans oyuncusu olmak hakkında deneyimlerimi ve yaşadıklarımı anlatacağım. Uzun süre futbol ile ilgilenen futbolu artık bir yaşam biçimine dönüştürmüş bir insan olarak futbolsuz,sporsuz olmaz diyerek sözlerime başlıyorum. 7 Yaşında futbola olan ilgim başladı. Öncelikle 7 yaşında İstanbulspor’da oynamaya başladığımda kulübün en küçük ufak tefek oyuncularından biriydim. İlerki yıllarda etkili sağ ayağım sayesinde kadroda yer buldum ve kendimi sağ bek’te gösterme imkanı yakaladım. Bek’ler sürekli koşan oyuncular olduğu için aslında bana göre bir mevkii değildi. Ben biraz üşengeç bir insanım, ileriye desteğe gittiğimde dönene kadar gol olabilme ihtimali yüksek.Ama hocamız bende ne bulduysa artık ilk 11′de sağ bekte hep bana şans veriyordu. Bende her maçta yapabileceğimin en iyisini yapmaya gayret gösteriyordum. 3 sene İstanbulspor altyapısında oynadıktan sonra ilk kamp deneyimini geçirdim. Kulağa bile muhteşem geliyor. Herneyse kamp başlamıştı. Hocalarımız antreman maçlarında, hazırlık maçlarında sürekli oyuncu seçiminde bulunuyordu. Bende o yıllarda biraz ufak olduğumdan pek göze çarpmamıştım. En son oynadığımız antreman maçında hocamız beni yanına çağırdığında.
Hocam; “Evladım sen kaç yaşındasın?”
Ben; “11 yaşındayım hocam.”
Hocam; “Futbol oynamayı seviyor musun?”
Ben; “Futbol olmadan yapamıyorum hocam. Küçük olmama rağmen benden oldukça büyük kişilerle maçlarda bulunuyorum.” dedim.
der demez hocam hemen beni beğendiğini söyledi ve beni altyapıda  görmek istediğini belirtti. Ben bunu duyar duymaz insanın içindeki tüm hücreler ayaklanır ya çok mutlu oldum tabiki. Hemen aileme haber verdim bu durumu. Annem,Babam futbol konusunda hep yanımda olmuşlardır. Hep beni desteklemişlerdir. Her maçıma gelip izlemişlerdir. Herneyse sevinçliydim, ama büyük bir sorun vardı tabiki. Ulaşım sorunu. Çocuk halimle otobüslerde saatlerce yol katedip idman sonu yorgunluğunda tekrar aynı ızdırabı çekmek 3 yılımı aldı. Ve bu arada bir futbolcunun hiçbir şekilde yaşamak istemediği kasık atması sakatlığına yakalandım. 1 sene ara verdim. Okul takımında oynuyordum ama eski gücüm ve çabukluğum yoktu. Okul takımını çalıştıran vedat hoca birgün yanıma geldi ve özel idman yapmak isteyip istemediğimi sordu. O gün benim dönüm günümdü. Hemen kabul ettim ve hocamla okul çıkışında hergün 2 saat sahile inip kumda antrenman yaptım. Güçlendiğimi ve çabukluğumu kazandığımı hissetmeye başladım.Hücumu seven bir bek olduğumdan ve oyun kurmanın defanstan başlayacağını içine sindiren biri olarak okul takımında kendimi bulmuştum ve bu futbol simsarlarının gözünden kaçmamıştı. Ancak talihsizlik yine yakama yapıştı ve kasıktaki sakatlığım nüksetti. Kasık ödemiydi. Çok huysuz bir sakatlıktı.
Gerçekten böyle bir sakatlığı Allah kimsenin başına vermesin. Bazen diyorum keşke ayağım kırılsaydıda bu kasıkta ödem sakatlığını yaşamasaydım. Ama olan oldu. Doktora gittiğimizde doktor ilk tehşisi koymuştu. “Kasıkta ödem”.
Doktor bu hastalığın biraz nazlı bir hastalık olduğunu ve kolay kolay geçmeyeceğini söylediğinde benim içimde artık bütün senaryolar şekillenmeye başlamıştı.  Bundan sonra futbol oynayamayacakmıydım, kaç ayda bu sakatlık geçecekti. Bunları kafamda kurmaya başladım.
Bu soruların cevabını çok merak ediyordum. Taki doktor cevaplamayana başlayana kadar.
Ben: “Doktor bu sakatlık kaç ay sonra düzelecek?”.
Doktor: ” Bu tür hastalıklar en az 3 ay’dan başlıyor düzelmesi. Ancak oda güzel bir bakım sayesinde olursa tabiki.”
Ben: “Bundan sonra futbol oynayabilecek miyim?”.
Doktor: “Elbette.Sakatlığın geçtiğinde eskisi gibi koşup eğlenecebileceksin.”
der demez benim umutlarım tekrardan yeşerdi.
Yaklaşık yaz tatili bitti diyebiliriz. 3 Ay geçti aradan ve sol kasığımda oluşan ödem nerdeyse tamamen geçmiş durumda. Ancak şimdide ufak bir sorunumuz var tabiki. Ödem sağ kasığımda da ağrıya yol açıyor.Ve bu ne koşmamı, ne top kontrol etmemi, ne şut çekmemi sağlıyor. Halbuki ben kaleyi her gördüğümde şut çeken birisi olarak şut çekememek benim için ayrı bir üzüntü oldu.

Yıllarca bu sakatlıkla pençeleştikten sonra ne kadar toparlasamda eski kıvraklığımı bir türlü yakalayamıyordum. Ankaragücüne transfer olacağım zaman Metin Türel Hocam kasığımın durumunu sordu. Açık ve net anlattıktan sonra bana aynen şunları söyledi. “Sakatlık elbet bünyededir ancak sen sakatlığı kafanın içine sokmuşsun, sen benim takımıma geldiğinde sakatlığın sadece kasığında olacak beynindekini söküp alacağız.” Nitekim Metin Hocam sayesinde her maç öncesi çeşitli tedavi şekilleriyle arımı asgariye indirerek maça çıktım. başarılıda oldum. Ancak 4 yıl süren bu çıkışım dizimin dönmesi ve iç dış menüsküsün yırtılması ve dizdeki 1 cm kayma sebebiyle artık oynayamayacağımı anladım ve futbola noktayı koydum. Rahmetli kaya Çilingiroğlu (Kaya Çilingiroğlu’nun babası) o dönem Baltalimanı Kemik Hastalıkları Hastahanesi Başhekimiydi. Ayağımı alçıya aldıktan sonra söyledikleri son nefesini veren insanın en son duymak istedikleriydi sanki. “Yürürsen Büyük Adamsın”….

Sitemiz adminlerinden Hellhound’un yaşanmış hikayesidir.

Bir önceki yazımız olan Türkiye Kupası'nda PTT Damgası! başlıklı makalemizde beşiktaş bucaspor, beşiktaş elendi ve beşiktaş şokta hakkında bilgiler verilmektedir.

, , , ,

Facebook Profilinde Paylaş
Görüntülenme Sayısı : 894 views kez görüntülendi.

Sohbet

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>